İ̇zmir Sağlık Platformu’ndan Deü Yönetimine “i̇zge Günal İ̇le İ̇lgili Mahkeme Kararlarını Uygulayın”
İzmir Sağlık Platformu, mahkemeyi kazanıp Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Hastanesi’nde göreve başlayan ancak hasta bakması önünde engeller çıkarıldığı belirtilen Prof.Dr. İzge Günal’ın önündeki engellerin kaldırılmasını, mahkeme kararlarının uygulanmasını talep etti.
İzmir Sağlık Platformu, mahkemeyi kazanıp Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Hastanesi’nde göreve başlayan ancak hasta bakması önünde engeller çıkarıldığı belirtilen Prof.Dr. İzge Günal’ın önündeki engellerin kaldırılmasını, mahkeme kararlarının uygulanmasını talep etti.
İzmir Tabip Odası, SES Sendikası İzmir Şubeleri, Birlik Dayanışma Sendikası, Genel Sağlık İş İzmir Şubeleri, İzmir Aile Sağlığı Çalışanları Derneği (İZASED), Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği’nden oluşan İzmir Sağlık Platformu, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi önünde yaptığı açıklamada, hasta bakmasında ve eğitim vermesinde engeller oluşturulduğu belirtilen Prof.Dr. İzge Günal’a destek verdi.
“Hastane Yönetimine Soruyoruz”
İzmir Sağlık Platformu tarafından şu açıklama yapıldı, “Yıllar süren bir hukuki mücadelenin ardından görevine dönen bir akademisyenin bugün hâlâ hasta bakamıyor olması düşündürücüdür. Mahkeme kararlarıyla görevine iade edilen Prof. Dr. İzge Günal’ın mesleğini icra etmesini sağlayacak idari işlemlerin tamamlanmamış olması nedeniyle görevini fiilen yerine getiremediği anlaşılmaktadır. Konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Yaz döneminde olduğumuzdan bekleme söz konusu. Odasında hastalara sağlık hizmeti sunabilir. Hekimliğin paralı kısmını istiyor. Yoksa hasta bakabilir. Emekliliğine de bir yıldan az bir süre kaldı. Kıdemli olduğundan oda verdik. Oda vermediğimiz arkadaşlarımız var. Oda verdik daha ne yapayım.” ifadelerinin kullanıldığı kamuoyuna yansımıştır. Bu noktada hastane yönetimine sormak istiyoruz: Mesele gerçekten sadece bir oda verilmesi midir? Mahkeme kararlarıyla görevine dönen bir öğretim üyesinin görevini tam yetki ve sorumluluklarıyla yerine getirebilmesi, yalnızca fiziksel bir mekân tahsisinden ibaret görülebilir mi? Bir akademisyenin varlığı ile akademik, eğitsel ve klinik faaliyetlerini eksiksiz biçimde sürdürebilmesi aynı şey değildir. Hukuk devletinin en temel gerekliliklerinden biri, yargı kararlarının eksiksiz ve gecikmeksizin uygulanmasıdır. Verilen kararların yalnızca kâğıt üzerinde kalması değil, günlük yaşamda ve kurumsal işleyişte karşılığını bulması gerekir. Görevine iade edilen bir akademisyenin, mesleğini ve akademik faaliyetlerini tüm boyutlarıyla yerine getirebilmesi sağlanmalıdır”
“Kamusal Kayıp Yaşanıyor”
“Ortaya çıkan durum yalnızca Prof. Dr. İzge Günal’ı etkilememektedir. Üniversite hastanesinde hizmet bekleyen hastalar, eğitim alan öğrenciler ve bilimsel üretim süreci de bundan doğrudan etkilenmektedir. Bu uygulamada öğrencilerin eğitim hakkı göz ardı edilmiş, halkın sağlık hizmetine erişim hakkı da fiilen engellenmiştir. Yıllarını ortopedi alanına vermiş bir öğretim üyesinin bilgi ve deneyiminin öğrencilerle ve hastalarla buluşamaması, yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, aynı zamanda kamusal bir kayıptır. Üniversiteler toplumun en önemli bilim kurumlarıdır. Bilimsel gelişme özgür düşüncenin, eleştirel aklın ve hukuki güvencenin olduğu ortamlarda mümkündür. Akademisyenlerin yıllarca süren hukuki mücadelelere zorlanması, görevlerine döndüklerinde ise çalışmalarını engelleyen uygulamalarla karşı karşıya kalmaları bilimsel yaşamı güçlendirmemekte, aksine zayıflatmaktadır.
Prof.Dr. İzge Günal’ın Görevini Tam Olarak Yerine Getirebilmesi İÇin Gerekli Koşullar Oluşturulmalı
“Son yıllarda çok sayıda akademisyen, bilim insanı ve hekim uzun süren mağduriyetler yaşamıştır. Kimi yıllarını mahkeme koridorlarında geçirmiş, kimi mesleğinden uzak kalmış, kimi ise haklılığını kanıtlamasına rağmen normal çalışma düzenine kavuşmakta güçlük çekmiştir. Bu süreçler yalnızca kişisel mağduriyetler yaratmamış, üniversitelerin birikimini ve kamusal hizmetlerin niteliğini de olumsuz etkilemiştir. Türkiye’nin yetişmiş bilim insanlarına, nitelikli akademisyenlerine ve onların üreteceği bilgiye ihtiyacı vardır. Dünyanın birçok ülkesi bilim insanlarını ve akademik birikimi korumaya çalışırken, kendi yetiştirdiğimiz değerlerin enerjisini bürokratik engeller içinde tüketmek ülkemizin yararına değildir. Akademik kurumların gücü hukuktan, liyakatten ve bilimsel özgürlükten gelir. Toplumun ortak kaynaklarıyla yetişen bilim insanlarının bilgi ve deneyimlerini öğrencilerine, hastalarına ve topluma aktarabilmeleri kamusal bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun yerine getirilmesinin önünde engeller oluşturulması kabul edilemez. Ayrıca, hekimlik mesleğini yıllardır büyük bir özveriyle yerine getirmiş, bilimsel çalışmalarıyla ülkesine ve öğrencilerine katkı sunmuş bir öğretim üyesinin görevini yapamaz hâlde bırakılması, yalnızca idari bir tasarruf olarak değerlendirilemez. Ortaya çıkan tablo, bir bilim insanının mesleki itibarını ve emeğini zedeleyen, onur kırıcı bir uygulama niteliği taşımaktadır. İzmir Sağlık Platformu olarak beklentimiz açıktır. Mahkeme kararlarının eksiksiz uygulanması, göreve dönen akademisyenlerin çalışma koşullarının gecikmeksizin sağlanması ve üniversitelerde hukuki güvenliğin güçlendirilmesi gerekmektedir. Prof. Dr. İzge Günal’ın görevini tam olarak yerine getirebilmesi için gerekli koşulların bir an önce oluşturulmasını istiyoruz. Hastaların sağlık hizmetine erişim hakkına, öğrencilerin eğitim hakkına ve üniversitelerin bilim üretme görevine zarar veren bu tablonun sona erdirilmesi gerektiğini kamuoyuyla paylaşıyoruz. İzmir Sağlık Platformu olarak sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” (BSHA / Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)
BSH
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.